ABD Senatosu'nda CLARITY Act tasarısının reddedilmesinin ardından kripto piyasasında görülen hızlı toparlanma, Bitwise analiziyle masaya yatırıldı. Bitwise Baş Yatırım Sorumlusu Matt Hougan, stablecoin platformları, köklü borsalar, tokenizasyon girişimleri ve gelir üreten token projelerinin bu süreçten avantajlı çıktığını belirtti.
ABD Senatosu’nda kripto varlık düzenlemelerini içeren CLARITY Act tasarısının 15 Eylül’deki usul oylamasında 49’a karşı 50 oyla reddedilmesi, piyasada uzun süreli bir düşüş dalgası yaratmak yerine hızlı bir toparlanmayı tetikledi. Bitwise Asset Management Baş Yatırım Sorumlusu (CIO) Matt Hougan, 30 Eylül’de yayımladığı raporda, tasarının başarısızlığının ardından kripto piyasasının genelinde görülen kazançları ve bunun arkasındaki düzenleyici dinamikleri detaylandırdı.
Dört Temel Sektör Öne Çıktı
Hougan’ın hazırladığı rapora göre, oylama ile 30 Eylül arasındaki süreçte Bitcoin yüzde 8, Ethereum ise yüzde 7 oranında değer kazandı. Ancak bazı altcoin ve kripto sektörlerinde bu oranlar çok daha yüksek seviyelere ulaştı. Bitwise analizi, bu dönemde özellikle dört ana alanın ön plana çıktığını ortaya koydu: stablecoin platformları, köklü borsalar, tokenizasyon girişimleri ve gelir üreten token projeleri.
Tasarı müzakereleri sırasında sektörün uzun vadeli yasal kesinlik karşılığında bazı kısıtlamaları kabul etmeye hazırlandığını belirten Hougan, yasa tasarısının geçmemesini şu değerlendirmeyle özetledi: "Kripto, uzun vadeli kesinlikten fedakarlık etti ancak daha hızlı ve daha iyi kurallar elde etti."
Stablecoin Ödülleri ve Borsa Avantajları
Stablecoin platformları, teklif edilen yasalaşma sürecinde engellenmesi planlanan müşteri ödülleri ve faiz dağıtımı konusunda esnekliklerini korumayı başardı. Hougan, özellikle Coinbase’in bu durumdan en büyük kazanç sağlayan platform olduğunu vurgulayarak, borsanın müşteri çekmek için stablecoin ödül mekanizmalarını kullanmaya devam edebildiğini kaydetti. Diğer yandan, Amerikan Bankalar Birliği (ABA) ve diğer bankacılık birlikleri, temmuz ayındaki uyarılarında bu tür teşviklerin geleneksel bankalardan stablecoin’lere önemli ölçüde mevduat kaymasına yol açabileceğini savunmuştu.
Köklü borsalar açısından bakıldığında ise tasarının başarısızlığı, yeni rakiplerin piyasaya girişini kolaylaştıracak ulusal spot borsa lisansı gibi düzenlemeleri rafa kaldırdı. Kraken ve Coinbase gibi mevcut oyuncular, eyalet bazında edindikleri lisans avantajlarını ve hem ticaret hem de aracı kurum hizmetlerini tek çatı altında birleştirme modellerini korumayı başardı.
Token Geri Alımları ve Tokenize Hisseler
Tasarı sürecindeki belirsizliklerin ortadan kalkmasında SEC’in attığı adımlar da etkili oldu. SEC Kurumsal Finansman Bölümü’nün 25 ve 28 Eylül tarihlerinde yayımladığı güncellenmiş Sıkça Sorulan Sorular (SSS) rehberi, token geri alımlarına yönelik netlik sağladı. Fonksiyonele sahip ve merkezi olmayan ağlarda geri alım duyurularının birer kâr vaadi anlamına gelmeyeceği belirtildi. Bu düzenleyici rahatlamanın ardından NEAR yüzde 104, Uniswap yüzde 49, Pump yüzde 19, Hyperliquid yüzde 15, Lighter ise yüzde 15 oranında artış kaydetti.
Tokenizasyon cephesinde ise SEC, Senato oylamasından sadece iki gün sonra, 17 Eylül’de yayımladığı karar ile nitelikli tokenize ABD hisse senedi ticaret platformları için beş yıllık bir test süreci başlattı. Securitize gibi şirketlerin BlackRock, Apollo ve KKR ile yürüttüğü projeler bu muafiyetten yararlanabilecek yapılar arasında gösterildi.
Düzenleyici Geri Alma Riskleri ve Yapısal Endişeler
Her ne kadar Bitwise analizi tasarının reddedilmesini kısa vadede pozitif bir gelişme olarak değerlendirse de, uzmanlar gelecekteki olası düzenleyici politikalara karşı uyarıda bulunuyor. Hougan, ajans kararlarının yasalar kadar güçlü bir siyasi koruma sağlamadığını ve 2029 yılı Ocak ayında göreve gelecek yeni bir ABD yönetiminin SEC ve CFTC kadrolarında daha sert bir tutum benimseyebileceğini ifade etti.
Benzer şekilde, sektörün diğer önde gelen isimleri de yapısal yasa eksikliğinin yarattığı risklere dikkat çekti. BitGo CEO’su Mike Belshe, kapsamlı bir piyasa yapısı yasasının çıkmamasının sermaye piyasalarını olası sistematik risklere açık bırakabileceğini savunarak, tek bir kurumun borsa, aracı kurum ve saklama işlevlerini aynı anda yürütmesinin doğurabileceği tehlikelere işaret etmişti.



